Zehra İpşiroğlu ☆ TÜRKÇEÇevirilerŞiir

Şiir

Ernst Jandl

Baba  ya anlatsana  savaşı  bana

 

Baba ya savaşı anlatsana bana

anlatsana ya  nasıl katıldığını orduya

nasıl  ateş ettiğini dört bir yana

nasıl yaralandığını savaş meydanında

nasıl vurulduğunu sonunda

baba ya savaşı  anlatsana bana

 

 

Marie Luise Kaschnitz: Hiroşima

 

Hiroşima’ya ölümü gönderen

manastıra çekildi, çalıyor çanlarını manastırın.

Hiroşima’ya ölümü gönderen

atladı  sandalyeden aşağı,

bir ip bağlayıp boynuna asıverdi kendini.

Hiroşima’ya ölümü gönderen

çıldırıverdi  aniden,

yüzbinlerce hayaletle boğuşmakta

toz ve topraktan yeniden doğmuş olan

ve geceleri onu  sımsıkı  kuşatıp hiç rahat bırakmayan

 

Bunların hiç biri doğru değil.

daha geçenlerde gördüm  onu

şehirdeki bahçeli evinin önünde.

Koncalar daha yeni açmıştı, güller küçük birer  fidandı.

Tezelden  dal budak salamaz ki,  insan girip gizlensin içine,

dalsın unutma ormanına.

İç açıcı olan

bu çıplak taşra eviydi ve

çiçek desenli  giysileriyle yanında duran genç kadın

avucunun içinde küçük bir kızın eli

omuzunda küçük oğlu

elindeki kamçıyı dört bir yana şaklatan

ve işte  o oradaydı  herkesin gözü önünde

dörtayak  çimlerin üstünde

yüzünde  güleç   bir ifade

çünkü gül fidanlarının arkasında

duruyordu  fotoğrafcı

dünyanın gözü olarak…..

 

Erich Fried: Ağaçlar üzerinde konuşma

 

Bahçivan bahçedeki dalları budadığından bu yana

elmalar büyüdü

Ama armut ağacının yaprakları hasta, buruşup bükülüyorlar

 

Vietnam’da ağaçlar yapraksız

 

Çocuklarımın tümü sağlıklı

ama en küçük oğlum  beni kaygılandırıyor

Yeni  okuluna alışamadı hala

 

Vietnam’da çocuklar ölü

 

Evin çatısı iyice onarıldı

Pencerelerin çerçevelerini yenilemek ve boyamak gerek

yangın sigortası

Giderek artan ev fiyatlarından dolayı arttı epeyce

 

Vietnam’da evlerin yerinde yıkıntılar

 

Ne sıkıcı  adam şu bizim patron

Hangi lafı açarsak açalım

tutturmuş Vietnam Vietnam diye

Hiç mi rahat yok şu yeryüzünde

 

Vietnam’dakiler rahata kavuştular çoktan

Siz’siniz  bu rahatı sağlayan  onlara

 

 

Ingeborg Bachmann: Bütün Günler

Savaşın nedenleri açıklanmıyor artık

sürüp gidiyor savaş. İnanılmaz olan

sıradanlaştı. Kahraman

savaşanlardan  uzakta. Güçsüz olan

dövüşüyor ön saflarda.

Günün üniforması sabır,

ödül   bir yıldız

belli belirsiz parlayan umudun yüreğinde

 

Ödül silahlar durunca dağıtılıyor

her şey durunca

düşman yitince gözden

silahlanmanın gölgesi

gökyüzüne vurunca.

 

Ödül bayraklardan kaçanlara dağıtılıyor

savaşa ihanet edip karşı çıkanlara

buyrukları görmezden gelip

hiçe sayanlara.

 

 

Günter Kunert:Kurtulanlar Üzerine

 

İnsan

bombalanan evinin yıkıntıları arasından

çıkartıldığında

şöyle bir  silkelendikten sonra

Bir dahaya asla

dedi.

 

En  azından

Bir süre

asla

 

 

 

 

 


ileri → Tanıtım
geri ← Çeviriler
Versiyon 23.03.2011 saat onda 09:58:23