Zehra İpşiroğlu ☆ TÜRKÇEÇocuk kitaplarıPinokyo Kral Übü'nün Ülkesinde

Pinokyo Kral Übü'nün Ülkesinde

Kitap Tanıtımı

Nurten Kum, Evrensel gazetesi

 

Pinokyo Kral Übü`nün Ülkesinde

Tiyatro dünyasına, çocuk yazınına farklı boyutlar getiren, daha çok düşünen ve sorgulayan bir okur kitlesinin oluşmasına katkıda bulunan yazar Zehra Ipşiroğlu`nun Pinokyo Kral Übü`nün Ülkesinde adlı karagüldürü özellikleri taşıyan oyun kitabı 2003 yılının Mart ayında Çınar Yayınları`nda çıktı.

Kitapta her ne kadar masal figürleri yer alıyorsa ve kitabın adı çocuk kitabı izlenimini veriyorsa da, hedef okuyucu kitle çok genç okurlar değil. Daha çok on yaşından büyük okuyucuları, yetişkin okuyucuları hedefliyor.

Pinokyo`yu bilirsiniz, çocukluğumuzdan tanıdığımız ve çoğumuzda derin izler bırakan tahtadan insana dönüştürülmüş masal kahramanı. „Pinokyo gibi burnun uzar“, deyimi günlük hayatımıza ne kadar yer etmiştir bu masal sayesinde. Kral Übü ise,  Pinokyo kadar tanınmasa da, sahnelendiği dönemde büyük tepkiler uyandıran ve yasaklanan bir oyunun başfigürü. Yazar Ipşiroğlu, oyununda Collodi`nin Pinokyo`suyla Jarry`nin Kral Übü`sünü karşılaştırıyor. Fantazilerimizi, düşüncelerimizi harekete geçiren, yaşadığımız dünyayı, sistemleri sorgulatan ilginç bir karşılaşma bu. Daha oyunun isminden, Pinokyo`nun Kral Übü`nün ülkesinde olmasından okuyucuyu çeken bir etki yaratılmıştır. Ilginç karşılaşma bununla da bitmez. Masal dünyasından tanıdığımız Peter Pan, Kırmızı Şapkalı Kız, Keloğlan gibi masal figürleri de bu oyunda yerlerini alırlar ve belli düşünce ve görüşleri temsil ederler. Ancak masallarındaki rollerini sürdürmekte direnseler de içinde yaşadıkları bu sistemin kurbanlarıdırlar.

Oyunda, Kral Übü`nün toplumsal yaşamı belirleyen okulu, medyayı, bilim dünyasını, yasaları yani bütün kilit kurumları kontrolü altına alması, halkı manipule etmesi, herşeyi Übüleştirmesi had safhaya ulaşmıştır. Her koldan kuşatma altına alınan halkın fazla bir seçeneği de yoktur.

Pinokyo da kendini bu despot Übü dünyasında bulur. Saftır, iyi niyetlidir, pozitif bir tiptir.  Olaylara yaklaşımında dürüsttür, insancadır. Ancak içine düştüğü ortam bu özelliklerini yaşamasına, sürdürmesine uygun değildir. Kendisine uyum sağlamayanı sisteminin çarkları arasında ezen, yutan bir mekanizmadır bu. Böyle bir düzen içinde üçkağıtçılar, düzenbazlar hiç bir engelle karşılaşmadan işlerini yürütürler. Kral Übü ve himayesindekiler Pinokyo`yu birey olarak değil, diğerleri gibi robotlaşmış bir Übü olarak görmek ister. Başına gelmedik olay kalmayan Pinokyo`nun da Übüleşmekten başka seçeneği yok gibi görünmektedir. Ancak birşey daha görünmektedir ki, o da Mavi Saçlı Peri!

Kitabın dili, farklı kültürlerde ortaya çıkan masal figürlerinin bir araya gelmesi, fantastik olaylar ve güncel sorunlara parmak basılması, oyun henüz sahnelenmemişken gözümüzde ilginç resimlerin canlanmasını sağlamaya yetmektedir. Oyunun kendi içinde varolan bu dinamizmi, yaratıcılığın kullanılabileceği farklı ve keyifli sahnelemelerin oluşmasına da olanak sağlayacaktır.

Kitabın Dramaturgi Notları başlığı altındaki bölümünde Zehra Ipşiroğlu`nun sahnelemeye katkısı olabilecek açıklamaları bulunmakta. Yazar bu bölümde figürlerin  müziklerinin nasıl olabileceği konusunda da önerilerde bulunuyor.

Kitabın sonundaki çocuk hakları anlaşmasından alıntılar, oyundaki masal dünyasının aslında ne kadar gerçek, ne kadar ciddi ve ne kadar güncel olduğunun da bir göstergesi.

Yüzyüze olduğumuz bu gerçekleri bir kez de Kral Übü`nün ülkesinde görmeye ne dersiniz?

Yeşim Aydoğan

ÇOCUK HAKLARI SORUNUNU GÜNDEME GETİREN VURUCU BİR KARAGÜLDÜRÜ

Pinokyo Kral Übü’nün Ülkesi’nde

 

Zehra  İpşiroğlu’nın  Çınar yayınlarında  çıkan  son kitabı ve ilk tiyatro oyunu ‘Pinokyo Kral Übü’nün Ülkesi’nde çocuk hakları sorununu gündeme getiren çarpıcı bir karagüldürü. İnsan haklarının hiçe sayıldığı bir toplumda yaşıyoruz. Şiddet, baskı, tutuklamalar, soruşturmalar, dayak yaşamımızın bir parçası.

Bundan çocuklar ve gençler de paylarını fazlasıyla alıyorlar. Gün geçmiyor ki televizyon ekranlarında iç karartıcı şiddet sahneleriyle, sözgelimi savaş karşıtı bir yürüyüşe katıldığı için  yerlerde sürüklenen, coplanan öğrenci görüntüleriyle karşılaşmayalım. ‘En kötüsü de ‘diyor Zehra İpşiroğlu kitabın önsözünde demokrasinin yeterince kök salmamış olduğu otoriter bir yapılanma içinde otoriteyi içselleştirmemiz, baskıyı, dahası şiddeti olağan saymamız. Sorunları görmezden gelme, bastırma olağan davranışlar’. İşte ‘Pinokyo Kral Übü’nün Ülkesi’nde böyle bir ortamda çocuk olmanın ne demek olduğunu irdeliyor.

 

Çocukluğumuzun sevimli dostu Pinokyo’yu  tanımayan yoktur. O marangoz Gepettonun yarattığı bir tahta parçasıdır ama zaman içinde sosyalleşerek gerçek bir çocuk olma hakkını kazanır. Türlü yanlışlar yaptıktan sonra, bunlardan kendine bir kıssadan hisse çıkarır.  Bu kitaptaki Pinokyo da aynen  orijinali gibi ele avuca sığmaz ama iyi yürekli bir tahta parçasıdır. O da bir değişim geçirir ama bu değişim kitabın orijinalinde olduğunun tersine olumsuz bir değişimdir. Çünkü Pinokyo Kral Übü’nün ülkesinde yaşamaktadır.  Ünlü Fransız yazarı Alfred Jarry’nin   ondokuzuncu yüzyılın sonlarında yarattığı Kral Übü tipi kelimenin tam anlamıyla çirkin bir insandır. Yeme, içme, para, iktidar tutkusundan başka bir şeyi gözü görmeyen ilkel bir yaratık. Önüne geleni yok eden bir diktatör. ‘Günümüzün  G.W.Bush’u’.

 

Jarry’nin okulda nefret ettiği öğretmenini düşünerek yazdığı ‘Kral Übü’ 1896’da ilk kez sahnelendiğinde  ortalığı birbirine katmış, kısa bir süre sonra da yasaklanmıştı. Aradan bir yüzyıldan fazla bir süre geçti ama Pinokyo da Übü de yaşıyor. Übü ilk ortaya çıktığında dehşetle karşılanmıştı, şimdi ise yazarın da önsözünde vurguladığı gibi yaşamımızın doğal bir parçası oldu. O içimizden biri. Yeter ki meydanı boş bulmasın. Bulduğu anda mikrop gibi üreyip tümümüzü de yok edebicek denli tehlikeli.. Çünkü o yalnızca içimizden biri olarak kalmayabilir bir kaçı olabilir ya da bir çoğu ya da çoğunluğu ya da herkes....

 

Übülerin egemen olduğu bir dünyada Pinokyo nasıl bir gelişim gösterebilirdi, bu  sorudan yola çıkan bu karagüldürü  Pinokyo’nun giderek Übüleşmesini adım adım izliyor. Çeşitli masal figürleriyle naif bir çocuk oyunu gibi başlarken  oldukca acımasız bir karagüldürü olarak gelişiyor.  Böylece çocuğun kendi kimliğini bulmasına izin vermeyen  yıkıcı güçlere atıf yaparak çocuk hakları sorununu  buruk bir gülmece anlayışı içinde  gündeme getiriyor.

 

‘Pinokyo Kral Übü’nün Ülkesi’nde bir çocuk oyunu mu, yoksa yetişkin oyunu mu? Yazar bu soruyu ‘Küçük Prens ne kadar çocuk kitabıysa bu da o kadar çocuk kitabı’ diye yanıtlıyor. ‘Kral Übü ne kadar yetişkinlere yönelik bir oyunsa bu oyunda o kadar yetişkinlere yönelik’. Oyunun kimin tarafından nasıl alımlanacağı nasıl sahneleneceğini de belirleyecektir kuşkusuz. Bu oyun sorgulayıcı ve düşündürücü bir çocuk oyunu gibi sahnelenebileceği gibi yetişkinlere yönelik  grotesk bir taşlama, vurucu bir karagüldürü olarak da sahnelenebilir. Oyunda  dünya yazınındaki çeşitli motif ve izleklerden serbestce yararlanılması, çeşitli kültürlerden gelen masal figürlerinin kullanılması, hem oyunun  model karakterini pekiştiriyor, hem de yabancılaştıran bir bakışın yakalanmasını sağlıyor. Bu açıdan da tüm oyunun grotesk bir kukla oyununu andırdığı söylenilebilir.

 

Yazar kitabında başına koyduğu Dramaturgi Notlarında oyunun nasıl sahnelenebileceğine ilişkin somut ipuçları sunuyor. Sözgelimi oyundaki tiplerin belli düşünceleri ya da görüşleri simgeledikleri gözönüne alınarak

oyunun simgesel boyutunun çıkartılması,  oyunun kurgusal bütünlüğünü oluşturan Pinokyo’nun değişiminin çeşitli aşamalarının çıkartılması, oyun

olumsuz bile bitse gene de bir umudu dile getiren

açık sonunun belirtilmesi, gene kurgusal bütünlüğü oluşturan şiddet izleğinin

net çizgilerle ortaya çıkartılması, kilit sahnelerin açılması ve  dramaturjik kurguyu destekleyici bir müziğin kullanımı vb. Hem düşündürücü hem de eleştirel özellikleriyle  okunması başlı başına bir  keyif olan

bu oyun, umarız  tiyatroda da  yaratıcı yönetmenini bularak izleyicisine   ulaşabilir.

 

Son olarak kitabın Ayşe Fırıcıoğlu tarafından hazırlanan kapağına da değinmeden  edemiyeceğim.  Kitabın kapağı   çoğalan Übüler, Übüleşen Pinokyo  ve bir bataklığı andıran  kırmızı yeşil renklerle karabasanımsı bir etki uyandırarak  oyunun içeriğiyle birebir örtüştüğünden  gerçekten çok çarpıcı..

 


Versiyon 19.07.2013 saat onda 13:26:55