Zehra İpşiroğlu ☆ TÜRKÇEDeneme ve eleştiri kitaplarıTanıtımEğitimde Yeni Arayışlar

Eğitimde Yeni Arayışlar

Ahmet Gündeş

Prof. Dr. Zehra İpşiroğlu’yla  “Eğitimde Yeni Arayışlar” Üzerine Bir Söyleşi

Kısa bir süre önce Adam’da yayınlanan  iki kitabınızın yeni baskıları çıktı.’Eğitimde Yeni Arayışlar’ ve ‘Konuşan Çınar’.Çocukların ve  gençlerin sesini dile getirme açısından her iki kitap arasında ortak bir nokta olduğu söylenebilir mi?

Evet tabii ama ‘Konuşan Çınar’ doğrudan gençlere  seslenen bir roman, ‘Eğitimde Yeni Arayışlar’ ise eğitim ve öğretim sorunlarını  gündeme getiren

yazıları içeren bir inceleme ve araştırma kitabı. Bu açıdan da her iki kitap da farklı okuyucu kesimlerine sesleniyor. Ortak nokta, her iki kitabın da eleştirel, dahası kışkırtıcı bir yanı olması, okuyucuyu sarsması, düşündürmesi, belki de tedirgin etmesi.

Aslında ben bir yetişkin olarak ‘Konuşan Çınar’ı  yer yer bol bol gülerek yer yer hüzünlenerek  büyük bir zevkle okudum, üstelik de kitabın başkişisi on dört yaşındaki Elif’le zaman zaman  özdeşleşerek,  onda bir bakıma  kendi

çocukluğumdan bir şeyler buldum.…Buna karşılık  yetişkinler, özellikle de eğitimciler için yazılmış olan ‘Eğitimde Yeni Arayışlar’ı da pekala gençlerin de okuyabileceğini düşünüyorum, çünkü doğrudan onların sorunlarını gündeme getiriyorsunuz,  öyle değil mi?

Kitapta eleştirel düşünme ve yaratıcılığı temel alan çağdaş bir öğretim anlayışının ışığında eğitim ve öğretim ile ilgili genel sorunlardan edebiyat öğretimine ya da eğitimde tiyatroya değin farklı konulara yer veriliyor. Özellikle okumaya ilgi duyan gençlere yol açıcı bazı ipuçları da veriliyor. Kitap seçimini neye göre yapacaklar, ne tür kitaplar okuyacaklar vb. konular kuşkusuz yalnız anne ve babaların ya da öğretmenlerin değil, gençlerin de ilgisini çekecektir. Bu açıdan sanırım haklısınız.

Kitabın arkasında çağdaş çocuk ve gençlik kitaplarından bir kesit de sunuluyor, dahası bu kitaplardan kimini ayrıntılı olarak tanıtan yazılara da yer veriliyor.

Ben bunu da hem yetişkinlere, hem de gençlere yönelik önemli ipuçları olarak değerlendirdim.

Bunu  üniversite öğrencileriyle  yaptığımız bir  grup çalışması sonucu hazırlamıştık. Yerli ve çeviri çeşitli örnekler var bu seçkide. Ama bence kitabın yeni baskılarında mutlaka güncelleştirilmesi gerekiyor. Genç arkadaşlarım bu seçkiyi hazırlarken hem çağdaş bir yaklaşımla çocuk gerçekliğini yakalamaya çalışan, bu nedenle de parmak sallayan bir öğreticilikten kaçınan, hem de anlatım, kurgu, dil kullanımı açısından yazınsal düzeyi tutturan kitaplardan bir seçim yaptılar. Bu seçki bence de hem yetişkinlere, hem de gençlere epey ipucu veriyor ama dediğim gibi güncelleştirilmesi gerekiyor, bunu bu baskıda ne yazık ki yapamadık.

Kitapta  dikkatimi çeken  ünlü Avusturyalı yazar Christine Nöstlinger’in Günışığı yayınlarında yeni baskıları çıkan kitaplarıyla ilgili yaptığınız

inceleme çalışmanız, bu kitaplarda, sözgelimi ‘Konrad Konserve Kutudan Çıkan

Çocuk’dan ya da ‘Salatalık Kralı’ gibi kitaplardan yola çıkarak yaratıcı öğretim doğrultusunda ne tür çalışmalar yapılabileceğini gündeme getiriyorsunuz.

Bu kitapların ilk baskını üniversitede sürdürdüğümüz  bir çeviri projesi kapsamında Düzlem yayınları çıkarmış, kitabın arkasına da ben doğrudan

alternatif bir öğretim anlayışı doğrultusunda bu kitaplardan okullarda nasıl yararlanılabileceğini gündeme getiren incelemeler yazmıştım.İşte sizin sözünü ettiğiniz inceleme de bu. Burada amaç bu tür kitapların daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşarak okullara da girmesini sağlamak. Yurtdışında bu tür çalışmalar çok yapılıyor ama bizde daha yeni yeni emekleme aşamasında. Kitapları yeni baskı için Günışığa ben önermiştim. Sonuçtan memnunum da, çünkü gerçekten zengin bir görsel malzemeyle çok güzel kitaplar çıkardılar. Ama kitabın arkasında yer alan ‘Çocuklarla çalışma yöntemlerini ve önerilerini’ yayın politikalarına uymadığı için çıkardılar, bence çok yazık oldu. Aslında şöyle bir sorun var: Çocuk kitapları çıkaran yayınevleri ya  kendilerini eğitim ve öğretim sorunlarından bütünüyle soyutluyor ya da tam tersine bu alana odaklı çalışıyor.

Soyutlayanlar Günışığı örneğinde gördüğümüz gibi çağdaş ve nitelikli kitaplar çıkarıyorlar, ama  sadece ayrıcalıklı bir kesime sesleniyorlar, buna karşılık diğerleri günümüz eğitim sistemiyle birebir örtüşen öğretici kitaplarla yetiniyorlar, Eğitim Bakanlığının çıkardığı o  sevimsiz kitaplara benzer kitaplar.

Bunun pazarlamayla ilgili olduğunu biliyorum ama gene de gençler açısından üzülüyorum. Neden çağdaş bir anlayışla yazılmış kitaplar sadece ayrıcalıklı bir kesimin elinde olsun? Ama ben bunu ne yazık ki  kendi kitabım  ‘Konuşan Çınar’için de söyleyebilirim. Çünkü sorunları bir çocuğun bakış açısından dile getirerek bugün yaşadıklarımızla hesaplaşmadan kaçınmayan  bu kitaba da ilgi gösteren  gene belli bir kesim, daha çok da bir dereceye kadar esnek davranabilen ve kendini büyük bir baskı altında duyumsamayan özel okullar, oysa daha  geniş bir okuyucum da olsun isterdim.

Dikkatimi çeken sanatcıların ya da sanatla uğraşanların eğitim ve öğretim sorunlarıyla genellikle ilgilenmemeleri.Oysa sizi okuyucumuz yazarlığınızın ve tiyatroculuğunuzun yanısıra  eğitimci kimliğinizle de tanıyor.Bu alana bu kadar önem vermenizin nedeni üniversite hocası olmanız mı?

Büyük olasılıkla. Bir de şu var şu sırada Almanya’daki Essen Üniversitesi’nde Türkce öğretmenliği bölümünde çalışıyorum. Yani öğretmen yetiştiriyoruz.

Ama benim eğitime bu  kadar yönelmemin öznel nedenleri de var. Çocukluğumda okulu bir baskı olarak yaşadım, öyle ki okul, öğretmen, eğitim bende yalnızca olumsuz çağırışımlar uyandırıyor.  Oysa başka türlü olabileceğini de düşünüyorum. Okulun çocukların dünyasına bambaşka bir renk ve boyut getirebileceğini....Ama bunun için çok şeyin değişmesi gerekirdi.

Aslında bakarsanız,  sanatı uğraş edinmiş olanlar yazarlar, tiyatrocular, ressamlar  eğitimle de ilgilenerek gelecek kuşağa biraz yatırım yapsalar,

kendi dışlarına çıkarak yaratıcılıklarını biraz da bu alanda kullanabilseler

çok şey değişebilirdi diye düşünüyorum. Daha  yaratıcı, daha özgür  ruhlu insanlar yetiştirebilirdik, öyle değil mi? Oysa eğitim genellikle bürokratların elinde, hiç bir şeyi sorgulamayan, çoğu kez gölgesinden bile korkan dar kafalı memurların...Buna bir de otoriter bir sistemin uzantıları olan altyapı eksiklikleri eklenenince, işte bugünkü manzara ortaya çıkıyor. Gene de son on, onbeş yıl içinde  özellikle sivil örgütlenmeyle çok şeyin değiştiğini düşünüyorum. Bugün örneğin bakın  profesyonel tiyatrocular da okullara  gidip oyun sahneliyorlar, yaratıcı drama dersleri veriyorlar. Ama ne yazık ki bundan nasibini alan gene genellikle özel okullar oluyor.

Sivil örgütlenmenin öneminden sözettiniz.Kitapta yer alan yazılar da Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği bünyesinde sürdüğünüz çalışmaların bir sonucu değil mi?

Evet  yıllarca Nazan İpşiroğlu ve arkadaşım Şeyda Ozil’le birlikte

bu dernek kapsamında  çağdaş  öğretimi hedef alan yayınlar yaptık.

Bir bakıma eğitimde yeni arayışların ilk adımını bizim attığımız söylenebilir.

Farklı alanlardan gelmemiz annemin sanat tarihcisi ve müzisyen, Şeyda’nın dilbilimci benim tiyatrocu ve edebiyatcı olmam birbirimizi tamamlamamızı sağladı. Hala da ortak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Gençler için bir rehber kitabı niteliği taşıyan ve bol  renkli görsel malzemeyle donatılmış olan okuma kitabı’Gençler İçin / Sorunlar, Çözümler’Çınar yayınlarında daha yeni çıktı.

Erdal Atabek’den Gülsüm Cengiz’e, Tahsin Yücel’den Seza Aksoy’a değin çeşitli yazarların katkılarıyla oluşan bu kitap da bir ilki oluşturduğundan, umarım zamanla çok geniş bir okuyucu çevresine ulaşır, çünkü eğitim hakkından ergenlik çağındaki sorunlara değin doğrudan gençlerin sorunlarından yola çıkıyor ve yapıcı çözümler üreterek gençlere yol göstermeye çalışıyor, ama parmak sallayan  bir öğreticilikten özellikle kaçarak..

Zaten siz de kitabınızdaki  yazılarınızda özellikle bunu savunuyorsunuz. Gençlere bir şeyler dayatmak değil, onların kendilerini bulacakları bir ortamın yeşermesini sağlamak.

Evet amaç bu. Kitap da bence adı üstünde özellikle ‘eğitimde yeni arayışlar’ içinde olanlara sesleniyor ve yaratıcı öğretim doğrultusunda öneriler geliştiriyor.

Bu bağlamda çocuk ve gençlik yazınından yaratıcı öğretimde nasıl yararlanılabileceğinden eğitimde tiyatroya değin çeşitli konulara yer veriyor.

Amaç gençleri yetişkinlerle aynı hakları olan bireyler olarak kabul etmek ve

onların kişiliklerini  geliştirebilecekleri  bir ortamı yaratabilmek. Biliyorsunuz çağdaş öğretimde çocuğa korumacı ya da otoriter bir yaklaşımla hep yukardan bakan, bir şeyler dayatmaya çalışan otoriter ve didaktik anlayışın yerini çocuğu

anlamak, tanımak, bulgulamak  yolunda bir yaklaşım alıyor.

Öte yandan olumsuz  gelişmelerin de sorgulanması önemli. Nıtekim  köktendinci çocuk yazınını da hedef alıyorsunuz.

Bence en korkuncu  yetişkinlerin çocukları ve gençleri kendi ideolojileri doğrultusunda yönlendirmeye çalışmaları, gencecik beyinlerin içine girerek onları güdümlemeleri. Bu açıdan dinci, milliyetci her tür ideolojik yaklaşıma temelinden karşı olduğum gibi, bu konuda sorunları deşmekten kaçınmayan bir duyarlılığın gelişmesi de  gerektiğini de düşünüyorum.

Size son olarak sormak istediğim soru, yazarlığınızla ilgili. Siz yıllardır yazarlığı ve araştırmacılığı bir arada yürütüyorsunuz. Bu arada yurt dışında da yayınlanan  çocuk kitapları da yazdınız. Sizce her iki alan da birbirini ne dereceye kadar tamamlıyor?

Öteden beri savunduğum bir şey, yaratıcılıkla düşünselliğin birbiriyle kesinlikle çatışmadığı, tersine birbirini  tamamladığı. Bakın  günümüz yazarı sözgelimi bir roman yazdığı  zaman, tıpkı bir bilim adamı gibi nasıl yoğun bir araştırma içine giriyor.  Bir çok yazarda gözlemleyebilirsiniz bunu. Öteyandan bilimsel çalışma yaratıcılıktan bütünüyle yoksunsa, bence ölü doğmuş demektir. İnsanı gerçekten etkileyen araştırmaların özünde de hep yaratıcılık yok mu?  Bizim alanımız, yani sosyal bilim dalları için bunun  özellikle geçerli olduğunu düşünüyorum. Ama bir çok bilimsel kitapta genellikle konunun dışında olanların hiç de anlayamayacakları bir dille şunu ne demiş, bu ne demişlere saplanılıp kalınıyor, yani kuramsal bilgiler ya da başkalarının söyledikleri yinelenmekle yetiniliyor

ama şu ya da bu kuramdan nasıl yararlanalabileceğimizin üzerinde bile durulmuyor. İşte yaratıcılıktan yoksun bir bilimsellikle bunu kastediyorum.


ileri → Yaratıcı Yazma
geri ← Tanıtım
Versiyon 23.03.2011 saat onda 09:57:39